Ergenlerde Depresyon

Pazartesi, 15 Aralık 2014 00:00

Ergenlerde depresyon, ergenlik döneminde sık karşılaştığımız psikolojik problemlerden bir tanesidir. Anne babaların çocuklarının duygudurumu hakkında bilgi sahibi olmaları ve ergenlik depresyonu konusunda gerekli önlemleri almaları önemlidir.

Çocukluktan, ergenliğe geçişler mutlaka sancılı süreçlere sahne olmakta, gençlerin fiziksel değişimleri nedeni ile bazı sorunlar yaşayabilmektedirler. Ergenlerin kişisel kimliklerinin oluştuğu bu dönemlerde “Ben kimim? Ne yapacağım? Hayat nedir? vb. “ gibi sorulara cevap ararlar. Depresyon birçok olaya, olağandan farklı durumlara ve stres yaratan olaylara karşı geliştirilen tepkiden başka bir şey değildir. Depresyon durumu ergenlerde oldukça sık görülebilmektedir ve bu durum oldukça normaldir. Bireyin olgunlaşma süreci ve bu sürecin oluşturduğu stres, gelişen hormonlar, bağımsızlığını elde etme çabası, anne – baba ile çatışma Ergenlerde Depresyon’ un oluşmasına katkıda bulunan en büyük faktörlerdir. Depresyon durumu, özgüveni eksik, kendisini kıyasıya eleştiren ergenlerde çok daha çabuk ve fazla ortaya çıkabilmektedir.
Ergenlerde Depresyon sebepleri;

Aileye yeni bir bireyin katılması.
Ergen ile anne – baba arasında iletişimi engelleyen ve sevgi bağlarını koparan olaylar.
Aile içi şiddet görme.
Cinsel istismar.
Anne/babanın boşanması.
Çevre değiştirme.
Tedavisi zor veya ölümcül hastalıklar.
Anne / babanın veya birinin ölümü.
Anne / babadan uzun süre ayrı kalmak.
Erişemeyeceği hayata özenmek.
Başka çocuklarla kıyaslanma.
Öz benliğini yıkıcı davranış ve konuşmalar.

Ergenlerde depresyon belirtileri birden ortaya çıkmazlar, depresyonun yoğunluğu arttıkça, belirtileri de çoğalır;

İlgisizlik hali.
Saldırgan tavır ve hareketler.
Sık sık yalana başvurma
“Yapamam, Bilmiyorum, Haberim yok” gibi mazeretlerle kendisine verilen görevleri yapmama.
Okuldan kaçma, okula gitmek istememe.
Derslerde başarısız olma.
Dikkat dağınıklığı.
Huzursuzluk hali.
Anne babadan, insanlardan kaçma.
Yorgun ve uykusuz görüntü.
İştah kaybı.
İlgi kaybı
Halsizlik.
Ümitsizliğe kapılma.
Her şeyden şikâyet etme.
Sık sık intihar düşüncesi.

Tedavi ve Destek

Ergenlerde Depresyon tedavisi, öncelikle depresyonun bilgilendirilmesi, psikoterapi ve gerekli görülen durumlarda ilaçla yapılır. Tedavi de esas amaç ergendeki umutsuzluk ve kötümser ruh halinin düzeltilmesidir. “Bilişsel Davranışçı Terapi” tedavisi ergendeki olumsuz ve kötü düşünceleri kaldırmaya yarayan psikoterapinin yararlı olduğu bilinmektedir. Ergenlerde depresyon tedavisinde yetişkin tedavisinde kullanılan ilaçlara benzer ilaç kullanılmaktadır. Bu ilaçların bağımlılık yapmadıkları kanıtlanmıştır.
Bilişsel Davranışçı Terapi

En bilinen ve yararı herkesçe bilinen tedavi şekillerindendir. Ergenlerde depresyon tedavisinde hafif ve uzun süreli depresyonlarda tek başına kullanılabilinen tedavi yöntemidir. Belirgin depresyonlarda, psikotik bulgulu depresyonlarda ve bipolar bozukluklarda ilaç tedavisi ile birlikte uygulanır. Ergendeki bilişsel çarpıtmalar ve karşılaştığı sorunlarla mücadele edebilmesi hedeflenmektedir.
Depresyondaki çocuk ve ergenlerin karşılaştıkları bilişsel çarpıtma örnekleri;

Aşırı genelleme. Karşılaşılan olayı genelleme, kendisini suçlama ve değersiz hissetme.
Seçici Boyutlama. Yaşanılan bir olayın sadeci bir ayrıntısına takılı kalma.
Kurgulama ve yanlış yorumlama. Ortada sebep, olay vb. olmadığı halde sonuca varma ve bu sonuca inanma.
Abartma veya yok sayma. Yaşanılan olayların aşırı derecede abartılması, sürekli olarak bardağın boş tarafının görülmesi.
Kişiselleştirme. Ortada herhangi bir neden yokken meydana gelen olaydan kendisini sorumlu tutma ve suçlama.

İlaç Kullanımı

İlaç kullanımı gerekli olduğu durumlarda ve bilişsel davranışçı terapi ile birlikte uygulanabilmektedir. Fakat ilaç kullanımı kesinlikle uzman tavsiyesi ile olmalıdır.

Bu konu hakkında merak ettiklerinizi bizimle paylaşın ve size yardımcı olalım

Kategori Makaleler

Depresyon Belirtileri

Pazartesi, 15 Aralık 2014 00:00

Depresyonun en temel belirtisi, hayattan eskisi kadar zevk almamaktır. Kişi eskiden hoşlandığı şeylerden artık hoşlan­maz olur. Sağlıklı bir insana doğan güneş, yağan yağmur, güzel bir film, komik bir fıkra mutluluk duygusu verir. Ama dep­resyondaki kişi bu mutluluk duygusunu, yaşama sevincini pek hissedemez. Hayat ona boş ve anlamsız gelir.

Sonra zevkli uğraşlara da heves edilmez olur. Başka zaman beraber gülünüp kahkaha atılan arkadaşlar, telefon edip ça­ğırdıklarında bir yalan uydurulup evde oturulur. Her hafta heyecanla seyredilen futbol maçlarının sonuçları bile merak edilmez. Ayna karşısında bir saat geçirmeden evden çıkmayan, ayakkabıları ve giysileri dolaplara sığmayan kadınlar aynanın yüzünü, çarşının yolunu unuturlar. “Kırk sene yaşlanmış gibi­yim. Otuz yaşındayım, ama kendimi yetmiş yaşında gibi hisse­diyorum” derler.

Çocuklara bakmak da giderek zorlaşır. Çocuk bakmak, bilindiği gibi büyük çaba gerektiren, tatili de olmayan müş­kül bir iştir. Depresyon geçiren bir kişi, çocuklarının yemek, içmek, yıkanmak, giyinmek gibi fiziki ihtiyaçlarını bile tam olarak yerine getiremez olur.
Ağır depresyonda isteksizlik o kadar şiddetli hale gelir ki, hasta yataktan dahi çıkmak istemez. Erkenden uyansa da saatlerce yatakta uyanık vaziyette yatar ve bütün gün öylece yatmak ister. Televizyon seyretmez, kitap okumaz, konuşmaz, önüne konmazsa yemek bile yemez, kolunu kaldırıp yanı başın­daki sürahiden bir bardak su içmez. Daha da ağır depresyon­larda tuvalete bile gitmez.

Sebepsiz sıkıntı, bunaltı, huzursuzluk, heyecan, gerginlik, sinirlilik

Sebepsiz sıkıntı, bunaltı, huzursuzluk, heyecan, gerginlik ve sinirlilik de depresyonda sık rastlanan belirtilerdendir. Has­talar bu gibi durumları “Bunalıyorum, içim daralıyor, ruhum daralıyor, darlık geliyor geliyor” diyerek ifade edebilirler. Genellikle bu şikâyetlerinin sebepsiz, durduk yer­de geldiğini söylerler. “Göğsümün üstünde taş gibi bir ağırlık var” diyenlere de rastlarız.
Bazı depresyon hastalarında da sebepsiz bir heyecan gö­rülür. “İmtihana girecek bir öğrenci gibi heyecanlıyım” veya “İçimde sanki kötü bir haber alacakmış gibi bir his var” derler. Telefon çalsa irkilirler, gece vakti kapı çalsa kalpleri gümbür gümbür atmaya başlar. “Midemde bir şey çırpıyor” diyenler olur.

Gerginlik

Bazen herkese huzursuzluk ve sıkıntı gelebilir. Ama dep­resyon hastalarında bu şikâyetler şiddetli ve uzun süreli olarak ortaya çıkar. Çoğu hasta sabah yataktan sıkıntıyla uyanır. Dep­resyon hastalarının bu sabah sıkıntıları bezdiricidir. Hastalar, gün içinde belirli zamanlarda, bilhassa ikindi saatlerinden ak­şama doğru rahatlarlar.

Depresyon geçirenlerin çok büyük bölümü kendilerini gergin hissederler. Ufak bir üzüntü karşısında gerildikleri gibi, üzücü bir olay olmasa bile gergindirler. Uykuda dahi gergin olduklarını, sabah her tarafları sızlayarak ve kaskatı vaziyette uyandıklarında fark ederler.
Huzursuzluk, sıkıntı, gerginlik ve heyecan gibi duygusal belirtilerin bedensel sonuçları da vardır. Kalp çarpıntısı, nefes darlığı, yutkunma güçlüğü, tansiyon değişiklikleri ve vücutta ısınma-yanma-karıncalanmalar depresyonda sıkça karşılaştığı­mız yakınmalardır.
Sıkıntı hissinin şiddetli olduğu depresyon hastalarında, inti­har riski de yüksektir. Bazen hastanın hissettiği sıkıntı öylesine dayanılmaz hale gelir ki, bu vakalarda depresyonu düzeltmeyen, ama sıkıntıyı gideren bazı ilaçların kullanılması gerekir. Tam ak­sine, depresyonu düzelten bazı ilaçlar, tedavinin ilk günlerinde sıkıntı hissini arttırıp hastanın kendisini daha kötü hissetmesi­ne yol açabilir. Başlangıçta sıkıntıyı arttıran bu ilaçlar, aslında
kalıcı yan etkileri olmayan, uyku ve sersemlik yapmadıkları için de bilhassa tercih ettiğimiz ilaçlardır. Hastalar “Depresyon ilacı aldım, daha kötü oldum” dememeli, doktorlarına telefon edip veya bizzat gidip durumlarını anlatmalıdırlar.

Endişe, korku
Depresyondaki kişi endişelidir ve çok kolay kaygılanır. Ya­kınlarının başına kötü bir şey geleceğinden korkar, depremden korkar, yola giden eşinin kaza geçireceğinden korkar, çocukları­nın merdivenden düşeceğinden korkar, depremden korkar, has­talıktan korkar, ölümden korkar, cehennemden korkar, vb. Aklı hep kötü ihtimallerle doludur. Felaket senaryoları yazar durur.

Uykusuzluk
Depresyon hastalarının %90’ının uykusu azalır. Uyku azal­ması üç şekilde olabilir:

Yatağa girdikten sonra bir süre uykuya dalmada güçlük. Kimi hastalar yarım saat ila bir saat kadar daima güçlüğü yaşar, kimileri ise sabaha kadar gözünü bile kırpmaz.
Uykuya daldıktan sonra uyanma. Kimi depresyon hastaları her gece defalarca uyanır, kimileri ise gece yarısı bir kere uyanır ama bir daha sabaha kadar dalamaz.
Sabah erken uyanma. Bazı depresyon hastaları gece geç bile yatsalar sabah erken uyanırlar.

Hastaların %10’unda ise uyku artışı olur. Ancak bu dinlen­dirmeyen bir uykudur. Zaten hemen hemen bütün depres­yon hastaları yorgun uyanmaktan yakınırlar.

İştahsızlık
Depresyon hastalarının %90’ının iştahı azalır. Hastalarda genellikle kilo kaybı da görülür. Kişi diğer şeylerden aldığı zev­ki yitirdiği gibi, yiyip içmekten aldığı zevki de kaybeder. “Bitkin düşmemek, hatta ölmemek için kendimi zorlayarak yiyorum” der. Hastaların %10’unda ise iştah ve kilo artar. Ancak bu ke­yifli bir iştahlılık değildir. “Zevk almadan, şuursuzca yiyorum; farkına varmadan yemeğe saldırıyorum” veya “Her şeye ilgimi kaybettim, sadece yemekten zevk alır oldum, ben de kendimi yemeğe verdim” derler.

Yorgunluk
Çoğu bedensel hastalık gibi pek çok ruhsal hastalık da yorgunluğa yol açar. Ancak depresyon, yorgunluğun en yay­gın sebeplerinden biridir. Bedensel hastalıklara bağlı yorgun­luklarda kişi iş yapmak ister, ama yorgunluğu buna engel olur. Depresyonda ise kişi hem isteksiz hem yorgundur.
Çabuk yorulma, otuz kırk adım attıktan veya bir kat mer­diven çıktıktan sonra derman kesilmesi daha çok bedensel hastalıklarda (kalp veya akciğer hastalıkları gibi) görülür. Depresyonda, hasta hiçbir şey yapmasa da yorgundur. Hatta sabah bile yataktan yorgun kalkar.

Unutkanlık, konsantre olamama, dikkat kusuru, kararsızlık
Unutkanlığın guatrdan, B12 vitamini eksikliğine kadar pek çok sebebi olabilir. Altmış yaşından büyüklerde en sık rastla­nan sebebi bunamadır (bilhassa Alzheimer hastalığı). Altmış yaşın altında ise ilk sırayı depresyon alır.
“Hiçbir şey düşünemiyorum, söylenenleri anlamıyorum, etrafımda konuşulanların farkında değilim” gibi şikâyetlerin altında genellikle depresyon yatar. Hasta kararsızlıktan yakı­nır. Basit konularda bile karar vermekte zorlanır.
Unutkanlık bazen o kadar şiddetli olur ki, kişinin dep­resyon mu geçiriyor bunamış mı anlamakta zorluk çekeriz. Unutkanlık her zaman bu kadar ağır olmasa da, dikkati sürdürememe, konsantre olamama gibi belirtiler de eklendiğinde iş performansını, okul başarısını epeyce etkiler. Okuyamama, okuduğuna yoğunlaşamama ve okuduğundan bir şey anlamama şikayetleriyle karşılaşırız.
Depresyon genellikle tam olarak düzelen bir hastalık oldu­ğu halde unutkanlık geç düzelir. Hatta dikkat ve hafıza kusuru bir iki yıl kadar da sürebilir. Depresyon geçiren bazı kişilerde ise unutkanlık hiçbir zaman tam olarak düzelmez.

Cinsel isteksizlik
Cinsel isteksizliğin kadında da erkekte de en sık görülen sebeplerinden biri depresyondur. Kişi cinsel ilişkiye pek arzu duymaz. Cinsel ilişkiye girse bile fazla zevk almaz. Depresyon ayrıca erkekte sertleşme sorununa, aşın erken veya geç boşal­maya, kadında ise orgazm olamamaya yol açabilir.

Değersizlik duyguları, kendine güvensizlik
Acı bir olayla karşılaşan her insan üzülür. Depresyonun üzüntüden önemli bir farkı, depresyon geçirmekte olan kişide beliren değersizlik duygularıdır. Depresyonda kişi kendisini yetersiz, başarısız, çirkin, aptal biri gibi görür. Hatta bunlara sıklıkla suçluluk ve günahkârlık duyguları da eklenir. Geçmiş­te yaptığı bir sürü iyi şey silinirken, küçük hatalar kişinin gö­zünde büyür. Hasta “Kendime güvenimi kaybettim, halbuki eskiden taşı sıksam suyunu çıkarırdım” der.
“Ben bu dünyada fazlalılığım, ben olmasam her şey daha iyi olacak, ben yok olsam herkes kurtulacak” gibi düşüncelere çok rastlarız. Bazıları geçirmekte olduğu depresyonu, Allah’ın verdiği bir ceza olarak görür. Bazıları ise gelecekte cezalandı­rılacağına inanır.
Yani depresyon bir bakıma ‘kendinden nefret’ hastalığıdır. Kendinden nefret had safhaya vardığında, kişi canına bile kı­yabilir.

Ölüm ve intihar düşünceleri
Depresyon geçiren kişi intiharı düşünmese bile aklına sık sık ölüm gelir. Bazıları intiharı düşünmezler, ama “Keşke öl­müş olsaydım” derler. “Dini inançlarım olmasaydı veya ailemi üzmeyeceğini bilsem şimdiye kadar bin kere intihar etmiştim” diyen hastalarla da devamlı karşılaşırız. Ancak depresyon ağır­sa dini inançlar bile intiharı önleyemeyebilir.
Hasta yakınlarının yaptığı en büyük hatalardan biri, “Güç­lü ol, depresyonu yen, kendi kendinin doktoru ol, gez toz gül eğlen” gibi halden anlamaz yaklaşımlardır. Depresyon hastası gezmekten, eğlenmekten, kısacası hayattan zevk almaz. Hiç­bir şeyden zevk alamadığını gördükçe de hayattan iyice soğur. “Kendin yen, güçlü ol” gibi öğütler ise, zaten değersizlik duy­guları taşıyan hastanın kendisini iyice yetersiz hissetmesine yol açar. Çevrenizde biri depresyondaysa, yanlış nasihatlerin ölüm getirebileceğini unutmamalısınız.
Depresyon geçiren her yedi kişiden biri maalesef kendi ha­yatına kendi elleriyle son verir. İntihar, 25 yaşın altındaki kişi­ler arasında yaşanan ölümlerin ikinci veya üçüncü sırada gelen sebebidir. 40 yaşın altındaysa ikinci veya üçüncü sırada yer alır. Yaşlandıkça intihara bağlı ölümler artar, ama kalp-damar has­talıklarına ve kanserlere bağlı ölümler de arttığı için intihar, ölüm sebepleri sıralamasında geriler.
Kişinin zihninde belli bir intihar yöntemi dolaşıyorsa (ken­dini asmak, silahla vurmak, yüksekten atlamak, ilaç içmek gibi) tehlike iyice artmış demektir. İntihar etmek istediğinden
bahseden bir depresyon hastası çok ciddiye alınmalıdır. İnti­har fikirleri yoğunsa hastayı, hastanede yatırarak tedavi etmek şarttır. Böyle durumlarda birkaç hafta psikiyatri servisinde yat­mak hastanın hayatını kurtarır.
Bu konu hakkında merak ettiklerinizi bizimle paylaşın ve size yardımcı olalım

Kategori Makaleler

Depresyon Türleri

Pazartesi, 15 Aralık 2014 00:00

Yapılan araştırmalar ve karşılaşılan vakaları incelemesi sonuncunda 7 değişik depresyon türünün bulunduğu tespit edilmiştir. Duygu durum bozukluğu olan depresyon tanısını sadece konusunda uzmanlaşmış ve bu konunun eğitimin almış kişiler koyabilir.
Majör (Klinik)Depresyon: Depresyon türleri içerisinde en ağır seyreden, depresyon türüdür.

  • Yorgunluk ve enerji yoksunluğu hissetme.
  • Kendini değersiz ve suçlu hissetme.
  • Konsantrasyon eksikliği. Kararsız ruh yapısı.
  • Uyku bozukluğu (Uyuyama veya çok uyuma)
  • Öncende yapmaktan hoşlanılan aktivitelerden zevk almama ve yapmaktan kaçınma.
  • Huzursuz ruh yapısı.
  • Öz kıyım düşüncesi (İntihar).
  • Belirgin ölçüde kilo kaybı veya aşırı kilo alma.

Bu belirtiler her gün ortaya çıkıyorsa ve uzun süredir de devam ediyorsa mutlaka bir uzmana görünmenizde yarar vardır. Tedavi edilmediği takdirde daha kötü sonuçlara doğurabilecek bir depresyon türüdür.
Manik (Bipolar) Depresif Bozukluk:

Her 50 kişiden birinde görülebilen iki uçlu bir depresyon türüdür. Tedavi edilmediğinde ağır seyredebilen bir hastalıktır. Bipolar bozukluk görülen birey sık sık iki uçlu duygu durum değişikliği yaşar.
Distimik (Kronik) Depresyon:

Diğer adı kronik depresyondur. Nörotik depresyon, nevrasteni olarak da adlandırılır. En az iki yıllık geçmişe sahip olabilen ve çok ağır olmayan belirtileri bulunan depresyon çeşididir. İştahsızlık veya aşırı iştah, sürekli yorgunluk ve bitkinlik, düşük benlik, uyku düzensizlikleri, ümitsizlik gibi belirtileri vardır. Birey sürekli olarak böyle hissettiğini söyler ve bu şekilde yaşar. Bir süre sonra bu hal karakter olarak yer eder.
Hamilelik Ve Doğum (Postpartum) Sonrası Depresyonları:

Anne doğum yaptıktan sonraki 4 haftada ortaya çıkan bir depresyon türüdür. Genel olarak ilgisizlik, iştahsızlık, uyku bozuklukları, unutkanlık, öz kıyım düşüncesi, kendisine zarar verme, umutsuzluk ve çöküntü gibi olumsuz düşüncelerin yoğun olarak yaşandığı belirtileri vardır.
Menopoz – Andropoz (Yaşlılık) Sonrası Depresyonu:

Bireylerin yaşlanması, birilerine bağımlı hale gelmesi, önceki güç ve iktidar kaybı, işe yaramama duygusu, kendisini fazlalık hissetme ve sağlık sorunlarının artması ile oluşan bir depresyon çeşididir. Çoğunlukla bireyin çevresi, bu tür yakınmaların yaşlılıktan kaynaklandığını düşünerek üstüne olmazlar. Fakat bu tür belirtilerin intihar etmeye kadar varan sonuçlarının olduğu dikkat alındığında mutlaka tedavi edilmesi gereken depresyon türlerinden birisidir.
Atipik Depresyon:

Kadınlarda görülme oranı daha yüksek olan bir depresyon türüdür. Genellikle, eş, sevgiliden ayrılma, işten ayrılma, iş yerinde kötü durumla karşılaşma durumlarında ortaya çıkar. İştah artışı, aşırı kilo alma, aşırı uyuma, bedeni aktivitelerde artma, ağrı sızılarda artma, sık sık doktora gitme, özellikle topluluklarda ani bayılmalar gibi belirtileri vardır. Tedavi edilmediği durumlarda hastalık ağırlaşıp ileri safhalarda psikolojik rahatsızlıklara yakalanma riskini vardır.
Reaktif (Dış Bir Nedene Bağlı) Depresyon:

Adından anlaşılacağı üzere çevresel etkenler nedeni ile oluşan bir depresyon türleridir. Çok hafif seyredebileceği gibi çok ağır ve yoğun olarak da seyredebilir. Üzüntü, öfke, iştah kaybı, uyku düzensizlikleri, nadiren halisünasyonlar, intihar düşüncesi. Çevresel etkenlerin azalması veya ortandan kalkması ile geçmesi beklenir. Ancak belirtilerin geçmesi uzuyorsa veya artıyorsa vakit geçirmeden gerekli tedaviye başlanılması önerilir.

Kategori Makaleler